Aykut's profileİndirmeden Film İzllemek...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    September 13

    HEy

    picture

     

     

    picture

       

     

     

     

    Sonsuz ve Ölümsüz Aşk yoktur

      

     

    "Sonsuz ve ölümsüz aşk yoktur"

    Ama o ses...
    Ahh o aşkın beni çağıran sesi yok mu?
    Tıkayamıyorum kulaklarımı artık.
    "Bulduğumda yaşayacağım bu sefer" kararlılığı ile koşuyorum hep.
    Düşüyorum....

    En ufak bir sendelemede hemen yeni bir arayışa itiliyor yüreğim, sonra bir
    yeni arayışa daha, sonra bir yenisine daha.....
    Bu öyle bir kısırdöngü ki, aynı anda çoğul sevdalar esiyor yüreğime;
    eşzamanlı aşklar yaşıyorum..
    Fırtınayı bekleyen ben, yetinmeye çalışıyorum rüzgârlarla..
    Üstelik çoğu rüzgâr bile değil ve aslında ben çoğunu en baştan anlıyorum,
    kendimi kandırıyorum..
    Ama gene de atıyorum aşkın ılık esen rüzgârlarına kendimi.
    Sonu başından belli yarım yamalak sevdalar yaşıyorum.
    Her yamalı aşktan sonra daha fazla artıyor açlığım, daha fazla artıyor kana
    kana içme ihtiyacım..

    Ve ben, her defasında; daha da üşüyen bir yürekle başbaşa kalıyorum, daha da
    yalnız bir yürekle..

     

     

     
      
    Nereye baksam "gel beni bul" diye haykırıyor AŞK.
    Takılıp gidiyorum ardından aşkın sesinin.
    Ulaşmaya çalışırken o sese,
    yakalamaya çalışırken;
    tökezliyorum her defasında ona giden yolda
    Düşüyorum...
    Her düşüşten sonra,
     yamalı bir sevda daha bırakıyorum ardımda.
    Ve anlıyorum her defasında
    neden hep kaçtığımı sevdalarımı yaşamaktan...
    Ve anlıyorum her defasında
    neden hep yarım bıraktığımı aşklarımı..
    Ve anlıyorum her defasında,
    kendime yasakladığım sevdalarım ve sevdayı
    yaşamamışlıklarım,
    bitişleri görme cesareti yoksunluğundan başka birşey
    değil...
    September 12

    Aykut...

    ßιя уιℓ∂ιz υğяυη∂α, güηє$ιмι кαувєттιм!

    ßιя уιℓ∂ιz υğяυη∂α, güηє$ιмι кαувєттιм!

      

                                                                  

    Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler... Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler.  Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş  ve: –Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

     İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: –Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

     Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş: –Ve bu ateş yakıcı bir şey!

         Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş.   Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş…  

    Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…

      

    ѕєνмєуι∂є вιℓмιуσяυz ѕєνιℓмєуι ∂є....

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket

    Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket YAĞMUR...

     

    Yağmuru sevdiğini söylüyorsun
    ama ya
    ğmur yağınca şemsiyeni açıyorsun

    Güne
    şi sevdiğini söylüyorsun
    ama güne
    ş açınca gölgeye kaçıyorsun

    Rüzgarı sevdigini söylüyorsun
    Rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun

    İşte bundan korkuyorum


    Çünkü beni de sevdigini söylüyorsun...

    September 11

    fıkraa :D

    Doktorun biri yeni bir muayenehane açmış. Kapıya yazmış... " Vizite ücreti 100 Dolar. İyileştiremediğimiz hastaya beş mislini geri veriyoruz..." Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor... Her gelen hasta iyileşip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş... Uyanığın biri doktora gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı çalmış... "Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir şeyin tadını alamıyorum..." Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye seslenmiş: "Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin" Hemşire adama uzatmış kutuyu, adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş... "Ama Bu bok!!!!!" Doktor sakin, "Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık.." Adam, parayı ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş... Aradan birkaç ay geçmiş. Büyük bir hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun .. "Doktor bey, ben de hafıza kaybı başladı... Herşeyi unutuyorum...!" Doktor, adama şöyle bir bakmış yine, hemşireye dönmüş, "Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?" demiş. Adam, hemen itiraz etmiş, "Ama, o kutuda bok var!"... Doktor, "Doğru! Bakın, hafızanız da yerine geldi!...." Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı çıkmış dışarı... Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra.. "Doktor! Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey yapamıyorum..." Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, "Hemşire hanım sekiz Numaralı kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hırsıyla, "S.kecem,seni de sekiz numaralı kutunu da..." diye bağırmış.. Doktor gayet sakin, "Geçmiş olsun! Artık yapabiliyorsunuz!!!!"